18.10.16

OPHIR en Ankara, Turquía



ALTINKENT OFİR


               
İşte buradayım, ey Ofir, bu dikenli taşlı kırsalda.
Yitik kentin yükselegeldiği yüce dağların doruğundan
tansıkları aydınlatırdı güneş burada eski çağlarda.
Görkemle parlardı gökte dolunay,
bir gümüş gong gibi güçlü, kocaman.

Artık yazgı yeli oynatmıyor giysileri ipekli kumaştan,
ne de altın gemilerle karışıp düdükleri,
yükselmiyor içki - meze satanların avâzeleri.

Neden şaşıyorsun, ey Ofir?
Kim senden daha iyi bilecek
şarabın bağlar kuruyasıya akıp gideceğini,
altın çıngıraklar çanlar ışıl ışıl
fillerin gözlerini kamaştırıp kör edeceğini,
sonra kör fillerin çayırları darmadağın dağıttığını.

Ofir, Ah, Ofir!
Bir işe yaramadı Başrahibin hamd ü senâları,
râhibelerin Bakire Meryem’e sundukları âyin,
tanrılara yapılan kurban törenleri.

Hiçbirşey kalmadı geriye, ey Ofir.
Yüzyılların ateşinde yinelenen kayalardan gayri.


De Lina Caffarello -"Fuegos en fuga"-, traducido por A.Cengiz Büker y publicado en ağdaş Türk Dili" (La Moderna Lengua Turca), Octubre 2016 Ankara, Turquía.

Original en castellano: http://linacaffarello.blogspot.com.ar/2013/11/v-behaviorurldefaultvmlo.html

No hay comentarios: